DİGİTAL NOMAD: ZEYNEP GABRALI Tayland Hakkında

DİGİTAL NOMAD: ZEYNEP GABRALI

Bu yazı www.theurbanmelody.com adresinden alınmıştır.

Bu hafta sizlerle bir gezgin hikayesini daha paylaşmak istiyorum, Zeynep Gabralı. Kendisi bir digital nomad. Bir gün uyanır ve kurumsal hayatı bırakıp uzaklara gitmeye karar verir. Ancak bunun için fazla bir birikimi yok, gittiği yerlerden dijital pazarlama işini devam ettirir ama nasıl?

Zeynep Gabralı digital nomad

Merhaba Zeynep, öncelikle seni biraz tanıyabilir miyiz? Kimsin, necisin?

Ben Zeynep, sadece Zeynep:) 

Herkes gibi sıradan bir hayattan geliyorum. Uzmanlık alanım dijital pazarlama ve pazarlama stratejileri. Uzun süre Amerika ve Türkiye’de birçok ajans, start up ve markayla çalıştım. Türkiye’de birçok global markaya Ortadoğu ve Avrupa pazarında da hizmet verdim. Şu an bu alanda firmalara uzaktan proje geliştirme ve stratejik danışmanlık hizmeti veriyorum. 

Oldukça uzaktasın gerçekten! Yolculuğa nereden başladın?

Yolculuğa ilk olarak kendimden başladım diyebilirim. 🙂 Bir sabah uyandım ve mutsuz olmanın, rutin hayatın, iş stressinin beni yorduğunu fark ettim. Uzun uzun düşünmedim hiç, bir anda karar verdim. Bilgisayarımı açıp aklıma gelen ilk ülke olan Bali’ye bilet aldım. 

Hikayem aslında Bali’de başladı. Geçtiğimiz yıl tatildeyken tanıştığım Amerikan ortaklı bir start up 3 aylık bir dijital projenin Asya ayağında hizmet vermem için benimle anlaştı. Tüm hikaye bu şekilde Ubud’ta başlamış oldu:) Sonrasında hayat beni yönlendirdi ve farklı fırsatlar çıktı karşıma. Ben de kalmaya karar verdim, neden çalışarak gezmeyi denemeyeyim dedim kendi kendime. Daha sonra Malezya, Singapur, Tayland, Endonezya’yı dolaşmaya başladım. 

Tayland Hakkında Ne Düşünüyorsun, Tayland’da Yaşamakla İlgili Neler Söyleyebilirsin?

Tayland’a daha önce çok kez tatile gelmiştim. Bu defa Bali’nin pahalı olması nedeniyle ve muson sezonundan kaçmak için geldim. Tayland diğer bulunduğum ülkelere daha ucuz, bu nedenle burada yaşamak biraz daha kolay. Para biriktirmeye çalışıyorum:) 

Tayland güzel, huzurlu ve güneşli kendimi iyi hissettiriyor. Bali ile kıyaslayınca burada daha mutlu olduğumu fark ettim:) İş dışında kalan vakitlerimde buradaki adaları ve doğasını keşfediyorum. 

Zeynep Gabralı digital nomadİşi gücü bırakıp dünyayı gezenlerle ilgili genel kanı bu kişilerin iyi bir birikimle yola çıktığı yönünde oluyor. Sen de onlardan mısın? 🙂 

Ben açıkcası bir sponsorla, bir birikimle gezmiyorum ya da tatil yapmıyorum, keşke o insanlar kadar şanslı olabilsem ben de turist gibi gezebilsem:) Çok az bir birikimim vardı en başında onu da ilk aylarda taşınma masrafı olarak kullandım. (Ulaşım, ev.. vb)

Benim gibi insanlara Digital Nomad deniyor. Lokasyon bağımsız gezerek çalışıyoruz. Yani bir ay çalışmazsam gezmeyi bırakmam gerekir:) Türkiye’de pek bilinmiyor bu terim, yeni yeni popüler olmaya başladı. İnternet olan her yer ofisim. Benim gibi dijital nomad olan insanlar çok sık hareket etmiyorlar, genellikle bir ülkede ortalama 3-4 ay yaşıyorum. Lokal semtlerde, yerli insanlarla düşük bütçeli bir hayatım var. Yemeğimi kendim yapıyorum, pazarıma kendim gidiyorum, çamaşırımı elde yıkıyorum. 🙂 Dünya üzerinde oldukça az sayıda Türk var bu şekilde remote çalışarak gezen. Ben hepsini bulmaya çalışıyorum bu aralar!

Dışarıdan bakınca harika görünüyor ve herkesin hayalini gerçekleştiriyor gibisin fakat bir yandan gittiğin yerlerde çalışıp, bir yandan sırtında çanta sürekli oradan oraya yer değiştirmek zor olmuyor mu? 

Açıkcası sosyal medyada hepimizin hayatı harika:) Çok güzel yerler görüyorum evet ama başka zorlukları da var. Saat farkıyla çalışmak yorucu oluyor mesela. Türkiye ve Amerika saatiyle çalışıyorum. Bazen günler birbirine giriyor:) 

Taşınma konusuna gelince artık uzman oldum. Bu arada backpack’le değil baya valizle geziyorum:) Kendi yöntemlerimi geliştirdim. Kıyafetleri az yer tutacak şekilde katlıyorum, çoraplarımı ayakkabılarımın içine koyuyorum, kolyelerim karışmasın diye pipetten geçiriyorum gibi …

Tek başına sıkılmıyor musun?

İlk zamanlar sıkılıyordum. çünkü insanın sürekli kendiyle baş başa kalması kolay olmuyor. 

Kendi kendime konuşmaya başladım mesela böyle bir huy edindim:)

Ama sonrasında kendi kendime günlük bir oyun geliştirdim. Her gün en az bir yeni insanla tanışıp, yeni bir hayat, yeni bir kültür tanımaya çalışıyorum. Bu hem bakış açımı genişletmeye başladı hem de ön yargılarımdan sıyrılmamı sağladı. 

Bu şekilde tek başına bir hayat yaşamanın en zor yanı biz Türkler duygusal ve samimi yapıda insanlarız. Kaldığım her şehir evim, tanıdığım her insan arkadaşım oluyor, ayırılırken vedalaşmak zor olabiliyor.

Zeynep Gabralı digital nomad

Şimdiye kadar en beğendiğin yer neresi oldu?

Çok güzel yerler gördüm, her gittiğim yer farklı bir şey kattı. Seçmek çok zor ama Ubud’ta yaşadıktan sonra Bali Canggu’da yaşadım 2 ay çok sevdiğim bir bölge. Gili Adaları aynı şekilde. Tayland Hong Adaları’nın huzuru, Singapur’un düzeni ve temizliği.. Aslında seçmek çok zor:) Her ülkenin her şehrin anısı farklı.

Yol boyunca yaşadığın en güzel şey ne oldu? Bir de en kötü maceran?

Bir yolda giderken karşınıza çıkan her şey anınız oluyor. Ben çok güzel insanlar tanıdım, çok güzel arkadaşlıklar kurdum. Yaşadığım en güzel şey; Tayland’ta kullanmayalım diye tüm mutfak malzemelerimi saklayan ev sahibeme karşı bana gizlice evinden blenderını getiren resepsiyon sorumlusu Taylandlı bayanın bu davranışı oldu. Bu davranışından sonra kendi ülkemdeki insanlar kadar sıcak hissettim ona karşı:) 

En kötü maceram, Bali’de yaşadığım motor kazası sonrası lokaller tarafından uğradığım saldırı oldu. Kazadan sonra yaralı halimde beni bir kenara çekip dövmeye kalktılar param ve telefonum çalındı. Benim için biraz travmatik bir olay oldu. Yaralarımın iyileşmesi çok uzun zaman aldı, hatta bacağımda ve kolumda iz kaldı, ben bunlara Bali Kiss adını taktım. Hayatım boyunca bu yolculuğun anısı olarak bende kalacaklar:) 

Çok gezenlere ve gezmek isteyenlere verebileceğin tavsiyelerin var mı?

Ben hayatta imkansızlığa inanmadım hiç. Bu şekilde yaşamak, yeni ülkeler keşfetmek istiyorlarsa risk almalılar. Kendi standartlarınızdan vazgeçip bu riski aldığınızda zaten arkası geliyor. 

Hayatta en güzel şeylerden biri en güzel yanı da hayallerinin peşinden gidebilmek. 

Ben hayallerimin peşinden gittim hayatım boyunca, tüm eleştirilere, yorumlara kulak tıkadım. Sanıyorum hayatınızı sadeleştirdiğiniz zaman gerçek mutluluğa ulaşabiliyorsunuz. Kendi hayat standartlarınızdan vazgeçip bu riski almaya karar verdiğinizde zaten yaşama çok daha fazla tutunuyorsunuz. Risk almaktan ve yeniliklerden korkmayın, çünkü hayat size bir şekilde yardımcı oluyor. 

Stabil hayatla ilgili en çok neleri özlüyorsun? Aile, arkadaşlar hariç 🙂

Ne yalan söyleyeyim, sinemaya gitmeyi özledim:) Sonra şehir hayatını özlüyorum bazen, bıçağı olan güzel bir restoranda kaliteli yemek yemeği, ayakkabı giymeyi, makyaj yapmayı, kuaföre gitmeyi, yemekleri… 

Son soru, bunca yoklukta saçlarını nasıl boyuyorsun? 

Bu renkte sarı saça sahip olmak çok zor hele benim gibi bir hayatınız varsa:) Saçlarımı ayna karşısına geçip ayırıp boyuyorum. Muhtemelen eşit olmuyor ama olduğu kadar. Kırıklarını kendim kesiyorum. Manikür, pedikürümü kendim yapmayı öğrendim. Bir kuaför açacak bilgiye sahibim artık:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir